Bu gün gerçekten birlikte olamayacağımızı anladım.bu gün bütün hayallerimi rüzgarla savurdum.sigara içtim ve dumanından yeni hayaller kurmaya çalıştım.ama hiç birinde sen yoktun.yorgunum.çok yorgunum.ruhum sürekli uyumak istiyor.ama ben elma şekeri yemek istiyorum anlaşamıyoruz
Biliyordum.en başından beri biliyordum.sonunun nasıl biteceğini ve nerede yıkılacağımı.aslında biraz daha erken oldu.ben daha aydınlık ve daha sıcak bir gün de ağlayacağımı düşünmüştüm.herkesin daha çok eğlendiği bir günde.belki de dünyanın son gününde.
Neye üzülüyorum biliyor musun.artık hayallerimde yer alamamana üzülüyorum.ben seni değil düşüncelerimdeki seni sevmiştim.hatta ben her gece onla yatıyordum.sarılarak.nefesini hissederek.bu gece o kadar yalnız olacağım ki.hayatımın en yalnız günü ve gecesi….
Yapamam.sana kal diyemem.ömür boyu bir yalanla yaşayamam.yapamam.kendime daha fazla eziyet edemem.
Bu şehri sen varsın diye terk edemiyorum.terk edilmez şehirleri terk ettiğim gibi sevemiyorum.toprağa uzanıyorum ve kök salıyorum.su içiyorum.ama bu şehri terk etme fikrinden nefret ediyorum.senin dışarı bakınca orada bir yerlerde olma fikrin hoşuma gidiyor.ı kocaman rengarenk apartman dairelerine bakınca seni görüyorum.sen de beni görüyor musun diye soruyorum.cevap alamayınca bir sigara daha yakıyorum.şehri yakıyorum.kendimi yakıyorum ve küllerimden yeniden doğuyorum.sigaramın külleri kendi küllerime karışıyor.her gün biraz daha eksiliyorum.uyuyup uyanıyorum ve sana bakıyorum.hayaline.yalanına.yokluğa.
*kelime bulamıyorum çocuk.düşünemiyorum.sokak kedilerini sevemiyorum.geceyi hissedemiyorum.insanlarla yaşayamıyorum.seni taşıyamıyorum.koşamıyorum.saatlerce ağlayamıyorum.bu şehri sensiz hiç sevmiyorum.ama ben seni de sevmiyorum ki.yalan.seni hala seviyorum ama yanlış bir şey bu.en az senin beni sevme ihtimalinin olmaması kadar yanlış.
Daha adını yazmaktan korkuyorum.o kadar çok korkuyorum ki.korkunun kendisini seviyorum.gözlerini seviyorum.o kadar daralmış hissediyorum ki.o kadar bastırılmış.o kadar hissediyorum…
**sana daha bakmaya kıyamazken çocuk.seni o kadar çabuk gömdüm ki toprağa sonradan fark ettim bir kısmım o toprakta kalmış.
Bir gün gelecek.sende sahip olduğum diğer güzel anılarla birlikte yerini alacaksın.ama kendimi engelleyemiyorum.koşmam gerekirken duruyorum.durmam gerekirken koşuyorum.
Senden kaçmam gerekirken sana daha sıkı sarılıyorum.boğuluyorum.boğuluyorum ve nefessiz kalıyorum.
Bir meleğim vardı.çocuk.bir gün başka bir melek gördü.
En kötüsü beklide duygularımı hiç bilemeyecek olman.bir hoşça kal bile diyemeyecek olman.
Hoşça kal.hoşça kal.artarda söyleyince inanıyorsun çocuk.
artık özgürüm öyle yalnızım ki.
4 cümle daha gerekiyor yeni sayfalarda hayat bulmam için.
Şimdi 3.azalıyor günlerimiz.
Hoşça kal
**ve tanrı beni kovdu evinden.bende senin kalbine sığınmak istedim.ama sen çoktan kaleler inşa etmiştin en ulaşılmaz yerine kalbinin...
(artık hiç ağlayamadığımı babama söylemeyin. sakın ona, daha fazla sevmek için, ölümlerden kurtulmak için o adama aşık olduğumu anlatmayın. o adamın anıları için çok içtiğimi, daha çok kadeh kaldırdığımı, eteklerimi savurarak dans ettiğimi, kendimi kırdığım yerde bir şişe rom, bir parça ayna, ağzı bozuk bir aşk mektubu bulduğumu, pencereleri daha çok kırdığımı ne olur anlatmayın. bu geniş ama hiçbir yeri görmeyen pencereleri...)
19 Nisan 2009 Pazar
veda edilmeden gidilmez çocuk
DESİGNER FAKES
çilekli dondurma
zaman:
04:04
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

2 misafir gelmiş meğersem:
bunca durum ancak böylesi cümlelerle anlatılabilirdi herhalde.. tercümanım oldun.. ellerine, YÜREĞİNE sağlık.. bu da geçecek inşallah..
kuzu, ne yaptın sen?
sen de meleksin, biliyor musun bunu değil mi?
Yorum Gönder